Röpörtaj:Filmler aracılığıyla grup terapisi


Esra Yazıcı; Derince Eğitim Araştırma Hastanesi Psikiyatri doktorlarından, psikiyatri kliniğinde yeni bir uygulama başlattı: Filmler Aracılığı İle Grup Terapisi. Bu konu hakkında kendisi ile görüşmek istedik.

-Merhaba Esra Hanım; Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yeni bir uygulamaya imza attınız. Biraz söz edebilir misiniz?

Evet, film izleme ve terapi saatlerimiz var artık. Hastalarımızla film izliyoruz, sonra da grup olarak tartışıyoruz. Önce filme dair sonra filmin düşündürdüklerine dair…

Ne tür filmler izliyorsunuz? Film seçerken dikkat ettiğiniz özellikler var mı?

Sinema filmleri izletiyoruz. Özelde ‘Bizim o gün hastalarla konuşmak istediğimiz konuya atıf yapan kesitleri var mı?’ diye değerlendiriyorum. Ana kural olarak da hastalara yararlı mesajlar veriyor olmasına ve tabi bir de sıkılmadan izlenebilir olmasına, mümkün olduğunca hastanın içinde olumsuz yankılar oluşturabilecek nitelikte olmamasına özen gösteriyoruz.

Bu uygulamanın hastalara nasıl bir faydası var?

Film izlemenin kendisi çok güzel bir aktivite… Poliklinikte de birçok hastama özellikle öneriyorum ‘Mutlaka sinemaya gitmeye çalışın. En az bir sanat dalıyla izleyici olarak da olsa ilgilenin’ diye… Yatan hastalara da film izleme fırsatını vermiş oluyoruz. Bu hem daha güzel vakit geçirmelerine hem de filmin konusuna göre kendi dünyalarına dönüp bakmalarına neden oluyor. Daha sonra film hakkında grup olarak mutlaka konuşuyoruz. Böylece filmlerden yola çıkarak hastaların sosyal etkileşim, kişiler arası iletişim, farkındalık ve  problem çözme, öfke kontrolü, arkadaşlık, kendini ve başkalarını affetme, sağlıklı yaşam, tedavi prensipleri ve uyumu gibi alanlarda konuşma imkanı oluyor

Tüm bunları konuşmak için filmlere gerek var mı? Neden başka bir yöntem değil de filmlerle terapi?

Fimlerin grup terapisi sürecinde çok pratik yadımları var.

Birincisi, hastalar, “nötr” olan ekranda geçenleri, kişiler ve olaylar ile ilgili inanç, düşünce ve duygularını bir kısıtlamaya uğratmadan “üçüncü şahıstan” bahsederek kolayca ifade edebiliyorlar.
İkincisi, bu olay ve kişilerden bahsederken, farkında olmadan o ana kadar bilinç düzeyine getirmediklerini algılamakla, inançları, düşünceleri ve duygularından haberdar olmaya başlıyorlar ve üçüncüsü, bu iletişimi koordine ve modere eden terapistler, hangi hastanın, ne gibi bir tedaviden daha fayda sağlayacağı düzeyinde ipuçları elde etmiş oluyor.
Kısaca, filmler birer “yardımcı terapist” gibi kullanılarak, teşhis, tedavi ve genel hastalık seyrinde olumlu ve yapıcı etkileri sağlıyorlar.

Çok güzelmiş. Yalınızca yatan hastalar için mi bu uygulama, başka alanlar yok mu?

Aslında birçok alanda filmler yararlanılabilir. Sınava hazırlanan öğrencilerde ve meslek gruplarında kaygıyla baş etme, motivasyon, kişiler arası iletişim, topluma yararlılık, aile içi ilişkiler gibi konularda, özel hastalık gruplarında ve eğitim amaçlı üniversitelerde uygun yöntemlerle uygulandığında yararlanılabiliyor. İlerleyen dönemlerde biz de özel hasta gruplarına geçmeyi planlıyoruz. Yalnız şimdilik sadece yatan hasta gruplarında uyguluyoruz.

Bu sizin kliniğinizi daha cazip hâle getiriyor herhalde?

Tabiî ki! Eskiden  psikiyatri klinikleri kasvetli, karanlık, ‘kim bilir nasıl hastaların yattığı’ yerler olarak tahayyül edilirdi. Dünyada bu imaj hızla değişiyor. Türkiye’de de tabii ama zamanla… Bazen bu olumsuz izlenimler nedeniyle yatışı kabul etme noktasında isteksiz olan hastalar oluyor. Kliniği ve tedaviyi tanıtırken film saatlerinden de söz ediyoruz. Daha kolay ikna oluyorlar. Bir klinikte film saatlerinin olması hem kliniğin modern yüzünü hem de hastaların entelektüel kapasitesine duyulan saygıyı yansıtıyor bence. Bu arada belirtmek isterim; dinamik, işini severek yapan, ciddiye alan bir tedavi ekibimiz var. Fiziki şartlarımız modern… Üst düzey kaliteyi hedefliyoruz. Bu ortamda film seansları düzenlemek yalnızca hastalara değil, bize de meslekî motivasyon noktasında katkıda bulunuyor. Sonuç mu? Kliniğimizin ismini duyup İstanbul’da dâhil olmak üzere çevre illerden özellikle “Derince’deki psikiyatri kliniği” için   gelen hastalarımız olmaya başladı.

Sizin hakkınızda biraz bilgi alabilir miyiz?

Atatürk Üniversitesi’nden ihtisasımı aldım ve yaklaşık 4 aydır Kocaeli’nde çalışıyorum. Psikiyatri benim için aşk gibi bir şey. İşimi seviyorum. Terapi süreci bence psikiyatrinin en güzel sonuç veren ve en renkli boyutlarından birisi, her hasta ayrı bir dünya… Fimler aracılığı ile psikoterapi ise hem hasta hem hekim için tedavi sürecine olumlu katılar sağlayacak güzel bir uygulama.

Bundan sonrası için ne yapmayı planlıyorsunuz?

Yolumuz uzun ve biz daha yolun çok başındayız. Şimdilik yatan hastalar için uygulama yerleşti. Sırada ayaktan spesifik hasta grupları, yani mesela depresyon hastaları için veya sosyal fobi hastaları için gruplar var. Sonra sınav kaygısı ve belki meslek grupları… Hepsine bizzat benim katılmam mümkün değil. Ancak bu tür uygulamalar Türkiye tanındıkça ve insanların talebi oldukça yaygınlaşacaktır.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Teşekkür etmek isterim. Yola çıkmak istiyorum dediğimde, hemen tüm desteği ve imkanlarını ortaya koyan Derince Eğt. Araşt. Hast. Başhekimi Sayın Zekeriya İlçe’ye… Bu süreçte bizim bir ekip olduğumuzu hiç unutmadan özveri ile çalışan servisteki arkadaşlarıma… En önemlisi ise bana bu işi öğretmekte olan, hâlâ yolun çok başındaki öğrencisi olduğum ve zannederim meslek hayatım boyunca öğrencisi olarak kalacağım Dr. Fuat Ulus’a… Kendisi şu anda Amerika’da çalışıyor ve sinema filmleri ile terapi konusunda hem Türkiye’de hem Amerika’da bir duayen.

Bu konuyla ilgili bir web sitesi var mı?

Evet, birçok site var. bizim sinema filmleri ile ilgili paylaşımlarımızı www.psikosinema-sanat.webpaint.com adresinden takip edebilirsiniz.

Bu güzel söyleşi için teşekkür ederiz.

Filmler aracılığı ile terapi hakkında konuşma, duyurma fırsatı verdiğiniz için ben teşekkür ederim.

Bilâl Sami GÖKDEMİR

Kocaeli Derince Eğitim

ve Araştırma Hastanesi

İletişim Asistanı





Benzer yazılar

Cevap yazın

Yukarı çık