TİYATRO: Ben bertolt brecht


BEN BERTOLT BRECHT

Yer: SÜLEYMAN DEMİREL KÜLTÜR MERKEZİ
Saat: 20,30
Tarih: 14 MAYIS 2012 PAZARTESİ

Bilet Satış:
SDKM GİŞEi: 0262 311 59 00-2306
KELEPİR KİTAPEVİ:0262 323 18 58
GRUP REZ:0535 693 71 71

Organizasyon:
maskyapim&organizasyon

“BEN BERTOLT BRECHT TÜRKİYE ELEŞTİRMENLER BİRLİĞİ TARAFINDAN YILIN EN İYİ OYUNU”

Dostlar Tiyatrosu
BEN BERTOLT BRECHT
Kabare
BERTOLT BRECHT’in
şiir, öykü ve şarkılarından
uyarlayan, yöneten
GENCO ERKAL
Şiir ve öyküleri çevirenler: A. Kadir, Ali Sait, Arif Gelen, Asım Bezirci, Can Yücel, Gülen Fındıklı, Hasan Kuruyazıcı, Sevgi Soysal, Zehra İpşiroğlu
Şarkı sözlerini çevirenler: Genco Erkal, Tuncay Çavdar
Müzik: Kurt Weill, Hans Eissler, Paul Dessau, Sarper Özsan
Düzenleme ve müzik yönetimi: Emin Fındıkoğlu
Sahne tasarımı: Ali Yenel
Giysi: Özlem Kaya
Işık tasarımı: Yüksel Aymaz
Koreografi: Tan Temel, Sernaz Demirel
Oyuncular: Tülay Günal – Genco Erkal
Piyano: Yiğit Özatalay
Dramaturgi danışmanı: Zehra İpşiroğlu
Yönetmen yardımcısı: Ece Yassıtepe
Oyun fotoğrafları:
Basın-Halkla İlişkiler: bkz. Banu K. Zeytinoğlu İletişim
Işık: Hakan Akdağ
Ses: Mehmet Doğan
Teknik: Seçkin Ok
Müdür: Ahmet Kaya
Gişe: Pınar Gizge
Webmaster: Ömür Hasbay
Afiş Yaratıcı Yönetmeni: Uğurcan Ataoğlu
Afiş tasarımı:
Baskı: Ofset Yapımevi
Oyun hakları ONK Ajans’tan alınmıştır.
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığının maddi katkılarıyla
Tanıtım sponsoru: EFES -Ankara Devlet Tiyatrosu’nun izniyle

ŞİMDİ BRECHT ZAMANI
Genco Erkal
Öyle yazarlarım var ki yıllar boyu peşimi bırakmıyorlar, peşlerini bırakmıyorum. İşte Nâzım Hikmet, Aziz Nesin… işte Brecht. Tanışmamız 60’lı yıllar. İlk Brecht oyunum Ankara Sanat Tiyatrosu’nda Asaf Çiyiltepe’nin yönettiği Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi, yıl 1966. Bir önceki oyunuma Nâzım Hikmet’le 35 Yıl demiştim. Demek ki bu yıl da Bertolt Brecht’le 46 Yıl diyebilirim. Gene uzun bir yolculuk.
Berlin’e gidip onun tiyatrosu Berliner Ensemble’la tanışmam. Zeliha Berksoy’la birlikte sürekli doğuya geçip Brecht oyunlarını defalarca izleyişimiz. Ardından Dostlar Tiyatrosu’nun kuruluşu. Mehmet Akan’la birlikte kotardığımız, Kafkas Tebeşir Dairesi’nden yola çıkarak Osmanlı dönemine, Celali isyanları ortamına uyarlanan Feleknaz Hatun ile Gülizar Kızın Analık Davası. 1978 yılında Brecht’in şiir, şarkı ve öykülerinden oluşturduğum ilk gösteri, Zeliha Berksoy’la birlikte oynadığımız Brecht Kabare. İki yıl sonra Mehmet Ulusoy’un olağanüstü yorumuyla Kafkas Tebeşir Dairesi.
1983 yılında 12 Eylül karanlığını delip aydınlatan Galileo Galilei. Baskının en yoğun olduğu günlerde Baro Han’daki tiyatromuzu bir direniş merkezine dönüştüren oyun. Ardından yeniden şiirlere, şarkılara dönüş ve ilk Ben Bertolt Brecht. Ve 87 yılında Dostlar Tiyatrosu’nun son büyük Brecht yapımı olan Bay Puntila ile Uşağı Matti.
97’de Zeliha Berksoy için uyarladığım Yosma. Brecht’le olan tüm uzun yolculuğumuz boyunca Zeliha Berksoy hep yanımdaydı. Brecht’in şarkılarını Türkiye’de tanıtan, yıllar boyu Kurt Well’ların, Hans Eissler’lerin vazgeçilmez, üstün yorumcusu hep oydu. Onun tiyatromuza katkılarını unutmak mümkün değil. Yosma’dan bu yana, Yaşasın Savaş adlı gösterimizdeki alıntıları saymazsak 15 yıl Brecht’siz bir tiyatro yaşamım oldu.
Onun için şimdi Brecht zamanı diyorum. Marks’ın Dönüşü’nden sonra bu da Brecht’in Dönüşü olsun. Onun o sivri dilini özledik. Düşünmeyi keyfe, eğlenceye dönüştüren zekasını, gülmece dehasını özledik. İnsanın gözünü açan, ufkunu genişleten, sorduğu sorularla kışkırtan, uyaran, baştan çıkaran yazarımızı yeniden sahneye davet ediyoruz. Günümüz üstüne söyleyeceklerini dinleyelim. Bir de onun gözüyle bakalım Nereye Gidiyoruz?
Brecht’in şiirleri, şarkıları epey uğraştırdı bizi. 1978’de Brecht Kabare Ankara turnesinde yasaklandı. 12 Eylül döneminde sahnelediğimiz, Nazım Hikmet, Haldun Taner ve Aziz Nesin’in yapıtlarının yanı sıra Brecht’in şiir ve şarkılarının yer aldığı Her Gün Yeni Baştan yasaklandı. Bakalım bu kez Brecht usta ülkemizde nasıl karşılanacak?
Hınzır yazarımız sanki bugünleri, bizleri düşünerek yazmış kimi şiirlerini. “Baskının arttığı günlerde karar verdi bizimki/ ekmeğinden olmamak için/ ağzını sıkı tutacaktı” diyor. “İnsanların nasıl alınıp satıldığını gördüm/ insan pazarlarında” diyor. İsyan ediyor:
Bozuk adalet yeter artık.
Acemi ellerde yoğrulan, iyi pişmemiş adalet yeter.
Yeter dura dura bayatlayan adalet.





Benzer yazılar

Cevap yazın

Yukarı çık